www.camises.com.tr

Diniajans.net

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
mülakaı-1
Bu haber 20256 kez okundu. | Kategori : FAHRİ K.K
Haberin Tarihi :   15 Haziran 2018 - 09:47

Diğer Kurumlarda “Öğretmen ”Diyanet'te ise “Öğretici”

Büyüt
Küçült
Diğer Kurumlarda “Öğretmen ”Diyanette ise
1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununa göre; .......................

Diğer Kurumlarda “Öğretmen ”Diyanette “Öğretici”

1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanununa göre;

Öğretmenlik; Devletin eğitim, öğretim ve bununla ilgili yönetim görevlerini üzerine alan özel bir ihtisasmesleğidir. Öğretmenler bu görevlerini Türk Milli Eğitiminin amaçlarına ve temel ilkelerine uygun olarak ifa etmekleyükümlüdürler.Öğretmenlik mesleğine hazırlık genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik biçimlenme ile sağlanır. Yukarıda belirtilen nitelikleri kazanabilmeleri için, hangi öğretim kademesinde olursa olsun, öğretmen adaylarınınyükseköğrenim görmelerinin sağlanması esastır. Bu öğrenim lisans öncesi, lisans ve lisansüstü seviyelerde yatay ve dikeygeçişlere de imkân verecek biçimde düzenlenir (1739 Sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu Madde 43)

 

Milli Eğitim Temel Kanunumuzdaki bu tanıma baktığımızda bir ihtisas mesleği olan Öğretmenliğin olmazsa olmaz üç unsuru, genel kültür, özel alan eğitimi ve pedagojik formasyondur. Bu niteliklere sahip meslek erbapları mezkûr kanunumuza göre “Öğretmen’dir.  Eğitim işi ile ilgilenen tüm kamu kurumları bu yasal tanımlamayı esas alarak kurumlarında eğitim, öğretim işlerini yürüten personeline doğal olarak “öğretmen” unvanınıvermişlerdir. Günümüzde bir kısmı kapanmış olsa da (Maliye Bakanlığı-Maliye Meslek Lisesi, SağlıkBakanlığı, Sağlık Meslek Lisesi, Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü, Tapu Kadastro Meslek lisesi, TarımBakanlığı, Veteriner Meslek lisesi, Aile ve sosyal politikalar bakanlığı, MSB, Askeriliseleri, Diyanet İşleri Başkanlığı vs.) farklı kuruluşlarda eskiden beri öğretmen istihdamı yapıla gelmiştir. Bu kadar kurumun hepsinde eğitim, öğretim işini yürüten bu görevlilere “öğretmen” denirken Diyanet İşleri Başkanlığımız her ne hikmetse bünyesindeki 25 bin kadar öğretmenine “Öğretici” demiştir

 

Gazeteci Serdar ARSEVEN “Herkese var da Kur’an öğretene yok!” isimli makalesinde bu durumu şöyle ifade ediyor;Serdar Arseven - Yeni Akit

sarseven@hotmail.com

2011-08-14

Herkese var da Kur?an öğretene yok!..

Hitap ?Başbakanlık Makamı?na:

Yüksek malûmlarınız olduğu üzere, Belediyeler şehir içi ulaşım hizmetlerinde (Diyanet Kur?an Kursu öğretmen ve öğrencileri hariç) tüm öğretmen ve öğrencilere belli oranlarda indirim uygulamaktadırlar. Diyanet Kur?an Kursu öğretmen ve öğrencilerine niçin indirim uygulanmadığı bilgi edinme çerçevesinde sorulduğunda İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen cevap aşağıdadır:

T.C.

İZMİR BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI

ESHOT Genel Müdürlüğü

Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı Ulaşım Kartları Şube Müdürlüğü

İlgi : 03.08.2011 tarihli mail.

İlgi mail incelenmiş olup, Belediyeye bağlı şehiriçi ulaşımında indirimli ve ücretsiz seyahat kartları 08.01.2002 tarih ve 4736 sayılı yasayla belirlenmiştir.

İlgili yasada yeri bulunmadığından Kur?an kursunda görev yapan öğretmenlerin şehir içi ulaşımından indirimli faydalanması mümkün olamamaktadır.

Kurumumuz yukarıda belirtilen Yasa ve Bakanlar Kurulu Kararlarına uygun olarak hareket etmektedir.

Bilginizi rica ederiz.

?

Sayın Başbakan;

Yukarıda görüldüğü üzere bu çifte standardın sebebi belediye tarafından 08.01.2002 tarih ve 4736 sayılı yasa olduğu ifade edilmektedir. Öğretmen ve öğrenciler arasında çifte standart oluşturan bu yasanın eşitlik ve adalet ilkesine göre bir an önce değiştirilmesini bekliyoruz.

Saygılarımızla.

?

Görüldüğü üzere CHP?li Belediye haksızlığa kendinde iyi bir ?kılıf? bulmuş...

Adamların, ?Kur?an Kursu öğretmen? ve ?öğrenci?lerini mağdur etmek için öne sürdükleri 4736 sayılı kanuna baktım...

Aynen şöyle yazıyor:

Belediyeler ile bunların kurdukları birlik, müessese ve işletmeler, toplu taşım hizmetlerinde malûl, yaşlı, öğrenci ve basın kimlik kartı sahiplerine indirim uygulamaya yetkilidirler.

?

CHP?li Belediye?nin Kur?an Kursu öğretmenleri ile öğrencilerine ?haksızlık? için öne sürdüğü kanun, böyle bir haksızlığa ?kılıf? değil yani.

Ya da şöyle diyelim:

?CHP?li Belediye doğru söylemiyor!..?

?

Vaziyet bu...

?Felsefe? öğretmeniysen her türlü imkandan faydalabilirsin de, anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığı?na bağlı kurslarda ?Kur?an öğretiyorsan? bu türden ayrımcılıklara muhatap olursun.

Aslında ?öğretmenden? saymazlar seni...

Garip bir laf:

?Kur?an Kursu öğreticisi!..?

Yani...

?Bizim mahallenin yoğurtçusu? gibi bir şey!..

Kur?an Kursu Öğreticilerine Kısaca ?KKÖ? diyorlar...

?Ka-Ka-Ö!..?

Bunlar çok dertli;

Katsayı adaletsizliği, başörtüsü sorunu, önyargılı yaklaşımlar, -bazı yerlerde- müftü, müfettiş zulmü....

Baksanıza, indirimli bileti bile çok görüyorlar gariplere!..

Bir de öğrenciler var onlar da ?Kur?an kursu öğrenicisi!..?

?

Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Diyanet?in bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı Sayın Bekir Bozdağ, Diyanet İşleri Başkanı Sayın Prof.Dr. Mehmet Görmez...

Elinizden öpen çok iş var; en önemlilerinden biri de bu...

Hayır, ?indirimli bilet? meselesi değil...

Kur?an eğitiminin hak ettiği ilgiye, itibara kavuşturulması...

?Ka-Ka-Ö? meselesi bir simge; açılımında hafız eğitimi var, kesintisiz eğitime son verilmesi var, imam hatipler var, meslek liseleri var...

Var oğlu var!..

 

“Felsefe öğretmeniysen her türlü imkândan faydalabilirsin de, anayasal bir kurum olan Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Kuran kurslarında Kuranöğretiyorsan bu türden ayrımcılıklara muhatap olursun.

Aslında öğretmenden  saymazlar seni...Garip bir laf:Kuran Kursu öğreticisi!..?     Yani...

Bizim mahallenin yoğurtçusu gibi bir şey!..Kuran Kursu Öğreticilerine Kısaca KKÖ  diyorlar...

Ka-Ka-Ö!..”:(Serdar ARSEVEN,Yeni Akit,14.08.2011)

 

Evet, Diyanet İşleri Başkanlığımızın Kuran Öğretmenlerine bulduğu mucizevi unvan KKÖ.Yıllardır sendikalar, STÖ, ilgili meslek ve medya kuruluşlarınca gündemde tutulmasına ve birçok kez Bakanlık düzeyinde sorunun çözüleceği sözü verilmiş olmasına rağmen, hala bir arpa boyu yol alınamamıştır.

Diyanetten sorumlu Başbakan yardımcımız Bekir BOZDAĞ’ın;

Kur'an Kursu Öğreticilerini kesinlikle Öğretmen yapacağız, bu konuda talimat verildi. Kur'an Kursu Öğreticilerinin öğretmen statüsüne kavuşturulması için Diyanet'in masasında bir çalışma yürütülüyor.” açıklamasının üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen bu güne kadar atılmış bir adım maalesef yok.(https://www.yeniakit.com.tr/haber/kuran-kursu-ogreticileri-de-ogretmen-olabilecek-7508.html,http://www.haber7.com/egitim/haber/1098292-kuran-kursu-ogreticilerine-ogretmenlik-yolu)

 

 Ne zaman bu konu gündeme gelse bazı çevreler bilgiç bilgiç saydırmaya başlarlar; “Öğretmenlik için lisans mezuniyeti, pedagojik formasyon vs. gerekir,” Kuran Kursu Öğreticilerinin bir kısmı hala lise mezunu itirazları gelir.

Diyanet Kuran Kurslarında halen az sayıda da olsa İmam-Hatip Lisesi mezunu personel olduğu doğrudur. Ancak bunun yanında, İlahiyat Fakültesi mezunu, İlahiyat Dkab öğretmenliği mezunu, pedagojik formasyonsahibi, hatta Yüksek lisans ve Doktoralı da bir çok “öğretici”nin olduğu unutulmamalıdır. Gaye üzüm yemek ise çözüm basittir; Öğretmenlik için asgari Lisans ve pedagojik formasyon şartı getirilir, öncelikle şartları tutanlar “Öğretmen” olur, diğer personelden de zamanla eksikliklerini (lisans ve pedagojik formasyon) tamamlayanlar peyderpey bu unvanı alır.

Maalesef KKÖ de kendi sorunlarına pek sahip çıkmamakta, yeterli gayreti göstermemektedirler, hatta bazı öğreticiler “ne gerek var “öğretici”  ya da “öğretmen” denilse ne değişecek, biz aynı işi yapmayacak mıyız? Dünyalık unvan çok mu önemli? gibilerden serzenişlerle kayıtsızlığına kılıf arayanlar mevcut. Burada meselekişisel, basit bir unvan meselesi değil, Aynı eğitimi (lisans+ pedagojik formasyon) ve aynı işi (Eğitim-öğretim) yapan kamu görevlilerine devletimizin tüm kurumlarında “Öğretmen”  denirken, Diyanette adeta üvey evlat muamelesi uygulanarak hiçbir mantıki ve resmi dayanağı olmaksızın “öğretici” denmesine haklı itirazdır. Aynı fakülteden (İlahiyat ) mezun ve aynı  (eğitim- öğretim) işi iki farklı devlet kurumunda  (Meb-Diyanet) ifa eden iki kişiden birisine“Öğretmen” denirken, diğerine “sen öğretmen değilsin” demek ne kadar komik ne kadar müstehzi.

 

Cumhuriyet tarihinde ülkemizde maalesef yanlış laiklik anlayışının da etkisiyle, uzun yıllar din, din eğitimi, dini görevler, din görevlileri, din kurumları arka plana itilmiş, ötelenmiş, zaman zaman yok sayılmışlardır. O dönemlerde bu sorunlar konuşulamazdı, konuşulsa da sonuç alınması imkânsızdı. Günümüzde demokrasimiz gelişti,  özgürlüklerimiz arttı. Bu tür sıkıntıları aştık, idarecilerimiz işin bilincindeler. Öyleyse “ şimdi değilse ne zaman?” sorusunun tam da zamanı. Başta Diyanet İşleriBaşkanlığımız, sendikalarımız, meslek kuruluşları ve ilgili medyamız olmak üzere sıkıntılar çözüme kavuşuncaya kadar gündemde tutulmaya devam edilmelidir.



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER
İHBAR
YAZAR GİRİŞ
Son Yorumlar
Kenan Ergün
KURBANLARIMIZI DEVLETİMİZE BAĞIŞLAYALIM. AMERİKAYA MİLYONLARCA TOKAT ATALIM.
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Diniajans.net | http://diniajans.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2018 - 2019
Diniajans Haber Sitemiz hiç bir Resmi Kuruluşun Yayın Organı değildir.Tamamen Özerktir. Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.