www.camises.com.tr

Diniajans.net

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
mülakaı-1
Bu yazı 4202 kez okundu.
Yazının Tarihi :   20 Kasım 2018 - 14:19:50

Katolik Bir Gencin Müslüman Oluşu

Büyüt
Küçült
Katolik Bir Gencin Müslüman

Fatih Yokuş

Muş Bulanık doğumlu olup aslen Diyarbakırlıyım. Urfa imam hatip orta okulu ve lise ikiye kadar okuduktan sonra Diyarbakır İHL.ve Eskişehir anadolu üniversitesi açık öğretim iş idaresi'ınde mezun oldum Diyarbakır da değişik camilerde İmam-hatiplik yaptım, emekliyim. Halen gönüllü olarak değişik haber siteleri ve bir gazetede köşe yazarlığı yapmaktayım evli 10 çocuk ve beş torun sahibiyim. Diyarbakır da yaşiyorum

Hıristiyan, Yahudi, Budist, Mecusi, Ateist… Gibi batıl bir dinin mensupları, bu dinlere mensup  bir anne babadan doğan ve ya bu kültürlerle büyüyen birisinin nasıl ne zaman Müslüman olacağı belli olmaz.

1997 yılı görevli olarak Diyarbakır kafilesi ile Hacca gitmiştim.

Medine ve Mekke deki Risale-i nur hizmetinde bulunan nur talebeleri ile tanışma şansım olmuş o güzel mekânlardaki dersleri dinlemiştim.

Yine bir akşam Mekke de bulunan dershanede dersi sonradan Müslüman olmuş Kazak bir genç yapmıştı.

Hıristiyanlar arasında dini hassasiyeti en fazla olanlar Katoliklerdir.

Dinlerine çok sadıktırlar. Kazaklar da genelde bu dine mensup, dindar ve çok tutucudurlar.

Dersi yapan (Şu an ismi hatırıma gelmiyor) Kazak genç:"Hıristiyan ve Katolik dinine mesup, Baba, anne, nene ve iki kardeş olduklarını,  kendisinin elektronik mühendisi abisinin bir güreşçi" olduğunu söyledikten sonra:

“Abım ansızın kalp krizinden öldü. Ölümü beni fazlasıyla sarsmıştı, dünyam başıma yıkılmıştı, koca dünyada yalnız kalmıştım.

Geceleri uyuyamıyor gündüzleri deli divane misalı olmuştum.

Abım ölmemeliydi, gençti, daha görecek çok şeyleri vardı, beni yalnız bırakmamalıydı…

Hayatım allak bulak olmuş, tek düşüncem ölen abım ve onu tekrar görmeme korkusu olmuştu.

Rusya da okumuş üniversiteyi bitirmiş dünya ilmini iyi bilen biriydim.

Tüm ilimler bana kabre kadar eşlik ediyordu, ya ötesi; ondan söz eden bir ilim yoktu.

Oysa abım öbür tarafa gitmişti. bense burada kalmış kopmuştuk.

Sadece ölüm ve ötesini din haber veriyordu.

Onun için dinime, kiliseye gitmeye, papazla konuşmaya daha fazla önem vermeye başladım.

Bu hal aylar devam etti, ancak içimdeki acıyı azaltmıyor, yalnızlığımı gidermiyordu.

Dinimle ilgili kitapları fazla okuyor Papazı daha iyi dinliyor ibadetimi fazlasıyla yerine getiriyordum.

Yine de içimdeki boşluk giderilmiyor, tatmin olmuyor ve en önemlisi gördüğüm eğitimle çelişiyordu.

Aklıma, mantığıma uymuyordu.

Diğer dinleri araştırmaya karar verdim.

Protestan, Yahudi, Budizm ve İslamı inceledim. İçlerinde bana en mantıklısı İslam ve onun kitabı Kuran geldi.

Müslüman birisiyle arkadaş oldum, Kuranı öğrenmeye çalıştım, okuyunca bir nebze huzur buluyordum.

Okudukça, araştırdıkça, musbet ilimler ile çelişen bir tarafını bilmiyordum.

Aklım bu dini ve kitabı kabul ediyordu, ancak kalbim teslim olmuyor, Müslüman olmuyordum.” (Ben ilk kez akıl ile kalbin ayrı olduğunu önemli olan kalbin kabul etmesi olduğunu burada anladım.)

Derken bir başka Müslüman ile arkadaş oldum o arkadaşla da Kuranı okuyor, İslam hakkında sorular soruyordum.

Bir gün; “İstersen Kuranın tefsiri olan Risale-i nurda okuyalım” dedi kabul ettim o okudu dinledim, etkilendim en fazlada:

“Ey İnsan! Hayatın ağır tekâlifini omzuna alıp zahmet çekme.

Hayatın fenasını düşünüp, hüzne düşme.

Yalnız dünyevi ehemmiyetsiz meyvelerini görüp dünyaya gelişinden pişmanlık gösterme…”(Asa-ı Musa)

Tam içimden geçenleri anlatıyor kalbime hitap ediyordu, mest oldum artık her gün o gençle buluşuyor Kuran ve Risale-i nur okuyorduk.

Özellikle İman-i meseleler, haşır ve diğer konuları daha fazla ilgimi çekiyordu.

 “Ey İnsan! Yaptığın hizmet, ettiğin ubudiyet boşu boşuna gitmez.

Bir dar-ı mükafat, bir mahal-i saadet senin için ihzar edilmiştir. Senin şu fani dünyaya bedel, baki bir Cennet seni bekler… Senin küçük bahçeni halk ettiği gibi, Cenneti dahi senin için halk edebilir ve halk etmiş ve sana vad etmiş. Ve vadettiği için, elbette seni onun içine alacak”(Asa-i Musa)

Artık kalbim de teslim oldu ve kelime-i Şehadet getirerek Müslüman oldum.

Huzur bulmuştum. Ölümün bir yok olma olmadığını anlamıştım.

Durumu aileme anlattım nenem fazla tepki göstermeyerek kısa bir zamanda Müslüman oldu.

Ancak annem çok sert tepki gösterdi uzun süre benimle konuşmadı, bendeki olumlu değişmeleri, ona karşı tavrım ve nenemin yardımıyla Allah da nasip etti o da İslamı seçti.”

“Ya baban” diye sorulduğunda gözlerinde yaş aktı ve “o henüz Müslüman değil ona dua edin” dedi.

Selam ve dua ile

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



İHBAR
YAZAR GİRİŞ
Son Yorumlar
Kenan Ergün
KURBANLARIMIZI DEVLETİMİZE BAĞIŞLAYALIM. AMERİKAYA MİLYONLARCA TOKAT ATALIM.
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Diniajans.net | http://diniajans.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018
Diniajans Haber Sitemiz hiç bir Resmi Kuruluşun Yayın Organı değildir.Tamamen Özerktir. Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.