www.camises.com.tr

Diniajans.net

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
mülakaı-1
Bu yazı 61459 kez okundu.
Yazının Tarihi :   18 Kasım 2016 - 08:08:18

Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi Filmi Üzerine…

Büyüt
Küçült
Hz. Muhammed Allah’ın Elçisi Filmi

Dr.M.Zeki UYANIK

İranlı yönetmen Mecidinin Hz. Peygamberin doğumunu ve çocukluğunu konu edinen “Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi”  sinema filmi gösterime girdi.

       Filmin yönetmeni Mecidi İranlı Şii olunca film daha vizyona girmeden eleştiriye maruz kaldı. Hatta izlemeden kanaat sahibi olanlar ve insanları filme gitmemeye davet edenler oldu.    Biz de bu filmi yakından incelemek ve izlemeden bir kanaat sahibi olmamak için sinemadaki yerimizi aldık.

      Film, 1976da Suriyeli yönetmen Mustafa Akkad tarafından çekilen ve Anthony Quinn oynadığıÇAĞRIdan sonra efendimizin doğumu ve hayatı ile ilgili ikinci bir yapıt. Yıllar süren bir çalışma ve ciddi bir bütçe ile yapılmış.

      Filmi alanımız olmadığı için sanat ve efekt anlamında değerlendirmeyeceğiz bu alanı işin ehline bırakıyoruz. Ancak kendi alanımızla ilgili filmi değerlendirecek olursak:        

      Öncelikle şunu ifade edelim ki Hz. Peygamberin hayatı, doğumundan önce başlayarak 12 yaşına kadar anlatıldığı bu filmin takdir edilecek yönleri olduğu gibi eleştirilecek yanları da vardır.    

       Bu filmi izlemeden şunu da unutmamalıyız ki hiçbir senaryo ya da yapıt efendimizin hayatını tam anlamı ile yansıtamaz. Ancak yine de onun hayatına ve yaşantısına en yakını çekilmeye gayret edilmelidir.

       Filmi bu ve hiçbir insan hatadan hali değildir anlayışı ile izlediğimizde şöyle tespitlerde bulunduk:

     1- Filmin başlarında Hz. Peygamber kundaktayken elleri, dizleri gösteriliyor. Daha sonraki yaşlarda kolları, saçları ve elleri de gösteriliyor. Fakat Hz. Peygamber’in konuşması verilmiyor. Onun yerine alt yazı veriliyor. Yüzü ise gösterilmiyor. Yani bir hassasiyet gösterilmiş. Ancak efendimizin sadece sesi ve yüzü ile ilgili değil bütün bedeni ile ilgili hassasiyet gösterilseydi daha güzel olurdu. Çünkü Hz. Peygamberin müşahhaslaştırılması resim veya portresinin yapılması edeben ve diyaneten uygun değildir.

     2- Hz. Peygamberin hayatı 12 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalib ve amcası Ebu Talib’in gözüyle anlatılıyor. Peygamberlik dönemine ait gösterilen bazı sahnelerde ise Ebu Talib’in iman etmiş olduğu aktarılıyor.  Filmin en bariz ve fahiş hatalarından birisi budur. Zira ehl-i sünnet kaynaklarına göre Ebu Talib iman etmeden ölmüştür. Nitekim bu ayeti kerimeler onun hakkında indirilmiştir:

 “Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidayet verir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de Odur.”(Kasas 28/56.)

“Akraba bile olsalar, onların Cehennemlik oldukları ortaya çıktıktan sonra müşrikler hakkında Allahtan af dilemek, ne Peygambere, ne de îman edenlere uygun düşmez.”(Tevbe 9/ 113)

      3- Hz. Peygamberin doğumu esnasında bir takım mucizeler meydana gelmiştir. Filmde bunların bir kısmı verilmiş bir kısmı ise verilmemiştir.

     Mesela; Mecusilerin sönen ateşi gösterilmemiştir. Acaba Mecusiler daha çok İranda yaşadığı ve yönetmen de İranlı olduğu için mi verilmedi diye düşündüm.

     Yine takdis edilen meşhur Save gölü efendimizin doğduğu gece bir anda kurumuştu. Kisranın sarayında sütunlar yıkılmıştı. Filmde onlara da yer verilmemiş. Bu mucizelere yer verilmemesi filmin diğer eksikliklerindendir.

      4- Filmde sürekli olarak Hz. Peygamber’i öldürmeye teşebbüs eden bazı Yahudiler gösteriliyor. Her ne kadar Yahudiler kendi içlerinden birisini peygamber olarak bekleseler de, İslam kaynaklarında Yahudilerin peygamberimizi doğduğu günden itibaren öldürmek istedikleri ve bunun için peşine düştüklerine dair rivayet yoktur. Bu sahneler kaynaktan yoksun ve abartılı olmuştur.

      5-Filmde Hz. Ebu Bekire, Hz. Ömere, Hz. Osmana ve Hz. Aişe’ye yer verilmemiş. Hz. Peygamberin çocukluğunu konu edindiği için bu doğaldır. Ancak Peygamberlik dönemi ile ilgili Ebu Talibe ve az da olsa Hz. Hamzaya yer verilmektedir. Sembolik bir sahne ile de olsa, Sünni dünyanın hem gönlünü alma hem de objektif olma adına peygamberlik döneminde hep yanında olan Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Aişeye de yer verilebilirdi.  

      Her halde yine yönetmen Şii ve İranlı olduğundan ya da Şii dünyanın eleştirisinden çekindiğinden yer verilmemiştir.

      6- Filmde İslamın erken dönemine ait kimi genel kabul görmüş bilgilerle uyuşmayan ve tarihi gerçekliği zorlayan kurgusal unsurlar dikkat çekmektedir. Mesela: Efendimizin Şam yolculuğunun dönüşünde deniz kenarındaki balık sahnesi bizim kaynaklarımızda mevcut değildir. Kaynaklarımızda olmayan bu sahneler çok abartılı ve doğaüstü olduğundan Hz. Peygamberi Hıristiyanların tanrılaştırdığı İsa konumuna yükseltme tehlikesine götürmektedir bu da yanlıştır.

     7- Halimenin efendimize sütanne olması filmde doğaüstü bir olayla anlatılır. Ancak bu durum Sünni kaynaklarda farklı anlatılmaktadır. Sütannesinden annesi Âmineye geri verilmesi bizim kaynaklarımızda ‘şakk-ı sadr olayından sonra iken filmde Yahudilerin Peygamberimizi öldürmek istediklerinden sonradır.

 

      8-Yesribte bugünkü ismi ile Medinede en çok yetiştirilen hurmaya salkım salkım ağaçtan indirilme sahnesi dışında yer verilmeyip elma yetiştirilmesi sahnelerine yer verilmesi gereksiz ayrıntı vurgusudur. Dahası filmde Peygamberimizin hasta yatan annesine elma vermesi, Hıristiyanlıktaki Adem ve Havvayı cennetten çıkaran elmayı çağrıştırmakta bu sahne ile sanki yönetmen Hıristiyanlığa sıcak göndermede bulunmak istemiştir.

      9- Film boyunca Yahudilerin olumsuzluk sahnelerine karşıt Hıristiyanların bazı sahnelerle sempatik gösterilmesi dikkatten kaçmamaktadır.

     10- Filmin müzikleri Doğu ve İslam müziğinden ziyade batı ve kilise müziğini andırmaktadır. İslam Peygamberinin çocukluğunun anlatıldığı bir filmde batı müziğinin ön plana çıkarılıp kilise ezgilerinin kullanılması bir başka kusurdur. 

       Bu sahneler eleştirilebilecek ya da dikkat çekilebilecek sahnelerdir. Ancak takdir edilecek güzel sahnelere de değinmek gerekir. Örneğin:

     11- Ebrehe ve ordusunun fillerle birlikte helakı sahneye mükemmel yansıtılmış.

     12- Fonda çoğu zaman "La ilahe illallah Muhammedün Resulullah" kelime-i tevhidi söyleniyor ve ihmal edilmiyor. Bu da sünnetsiz İslam diyenlere güzel bir gönderme olmaktadır.

     13- Filmde efendimizin annesi Âmine ile süt annesi Halime arasında yetimliği ve öksüzlüğü paylaşan tema güçlü şekilde işlenmiş. Aynı şekilde hasret duyan iki anne İslam Peygamberinin çocukluğunu sevdirmede çok çarpıcı olmuş.

     14- Peygamberimizin, kız çocuğunu öldürmek isteyen baba ile olan diyalogu, cariyenin ücretini üstlenmesi ve keçilerle olan sahneleri çok etkileyiciydi. Bu sahneler efendimizi bir beşer ve peygamber olarak daha doğru, güzel ve etkileyici olarak tasvir etmiştir.

       Özetle ifade edecek olursak Film, Hz. Peygamberin çocukluğunu tarihsel gerçeklikle yansıtma iddiası taşısa da kimi bölüm ve sahnelerde bundan uzaklaşılmıştır. Dahası peygamberimizin hayatını konu edinen bu tarz sanatsal, edebi ürünlerin ancak kişilerin tasavvuru ile sınırlı kaldığı bir kez daha görülmüştür. Ancak filmin tamamen Şii propagandası ve hurafelerle dolu olduğu keskin yaklaşımı da doğru değildir. Kıyaslamak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama 40 yıl önce çekilmiş ÇAĞRI filmini de geçememiştir.  Ancak yine de izlenilmesi tavsiye edilir.

        Belki şöyle denilebilir bu film sanki İranlı bir yönetmenin İran Devleti’nin katkılarıyla, Müslümanlardan çok Batıdaki islamofobi’ye cevap olarak perdeye yansıttığı bir yapıttır.    

         Bir cümle de Sünni dünyaya ve sinemacılarına, çağımızın en etkin dili olan sinemada bu dinin öğreticisi Hz. Peygamberle ilgili 1976da çevrilen ve Müslüman olmayan Anthony Quinn oynadığı ÇAĞRI filmidışında bir film olmayışı büyük bir talihsizlik ve eksikliktir. Aynı şekilde Hz. Yusuf, Hz. Meryem gibi filmler yine yabancılar ya da Şii İran tarafından çekilmiştir. Bu alanda Sünni dünyanın ciddi bir yapıtı ya da eseri yoktur. Dolayısıyla yapılanı eleştirme hakkımız var ama eleştireceğimize daha iyisini, daha güzelini ve daha sahih kaynaklısını yapalım.

        Efendimizin şefaatine nail olma duası ve temennisi ile…

İranlı yönetmen Mecidinin Hz. Peygamberin doğumunu ve çocukluğunu konu edinen “Hz. Muhammed: Allah’ın Elçisi”  sinema filmi gösterime girdi.

       Filmin yönetmeni Mecidi İranlı Şii olunca film daha vizyona girmeden eleştiriye maruz kaldı. Hatta izlemeden kanaat sahibi olanlar ve insanları filme gitmemeye davet edenler oldu.    Biz de bu filmi yakından incelemek ve izlemeden bir kanaat sahibi olmamak için sinemadaki yerimizi aldık.

      Film, 1976da Suriyeli yönetmen Mustafa Akkad tarafından çekilen ve Anthony Quinn oynadığıÇAĞRIdan sonra efendimizin doğumu ve hayatı ile ilgili ikinci bir yapıt. Yıllar süren bir çalışma ve ciddi bir bütçe ile yapılmış.

      Filmi alanımız olmadığı için sanat ve efekt anlamında değerlendirmeyeceğiz bu alanı işin ehline bırakıyoruz. Ancak kendi alanımızla ilgili filmi değerlendirecek olursak:        

      Öncelikle şunu ifade edelim ki Hz. Peygamberin hayatı, doğumundan önce başlayarak 12 yaşına kadar anlatıldığı bu filmin takdir edilecek yönleri olduğu gibi eleştirilecek yanları da vardır.    

       Bu filmi izlemeden şunu da unutmamalıyız ki hiçbir senaryo ya da yapıt efendimizin hayatını tam anlamı ile yansıtamaz. Ancak yine de onun hayatına ve yaşantısına en yakını çekilmeye gayret edilmelidir.

       Filmi bu ve hiçbir insan hatadan hali değildir anlayışı ile izlediğimizde şöyle tespitlerde bulunduk:

     1- Filmin başlarında Hz. Peygamber kundaktayken elleri, dizleri gösteriliyor. Daha sonraki yaşlarda kolları, saçları ve elleri de gösteriliyor. Fakat Hz. Peygamber’in konuşması verilmiyor. Onun yerine alt yazı veriliyor. Yüzü ise gösterilmiyor. Yani bir hassasiyet gösterilmiş. Ancak efendimizin sadece sesi ve yüzü ile ilgili değil bütün bedeni ile ilgili hassasiyet gösterilseydi daha güzel olurdu. Çünkü Hz. Peygamberin müşahhaslaştırılması resim veya portresinin yapılması edeben ve diyaneten uygun değildir.

     2- Hz. Peygamberin hayatı 12 yaşına kadar dedesi Abdulmuttalib ve amcası Ebu Talib’in gözüyle anlatılıyor. Peygamberlik dönemine ait gösterilen bazı sahnelerde ise Ebu Talib’in iman etmiş olduğu aktarılıyor.  Filmin en bariz ve fahiş hatalarından birisi budur. Zira ehl-i sünnet kaynaklarına göre Ebu Talib iman etmeden ölmüştür. Nitekim bu ayeti kerimeler onun hakkında indirilmiştir:

 “Sen sevdiğin kimseyi hidayete erdiremezsin. Ancak Allah dilediğine hidayet verir. Doğru yolda olanları en iyi bilen de Odur.”(Kasas 28/56.)

“Akraba bile olsalar, onların Cehennemlik oldukları ortaya çıktıktan sonra müşrikler hakkında Allahtan af dilemek, ne Peygambere, ne de îman edenlere uygun düşmez.”(Tevbe 9/ 113)

      3- Hz. Peygamberin doğumu esnasında bir takım mucizeler meydana gelmiştir. Filmde bunların bir kısmı verilmiş bir kısmı ise verilmemiştir.

     Mesela; Mecusilerin sönen ateşi gösterilmemiştir. Acaba Mecusiler daha çok İranda yaşadığı ve yönetmen de İranlı olduğu için mi verilmedi diye düşündüm.

     Yine takdis edilen meşhur Save gölü efendimizin doğduğu gece bir anda kurumuştu. Kisranın sarayında sütunlar yıkılmıştı. Filmde onlara da yer verilmemiş. Bu mucizelere yer verilmemesi filmin diğer eksikliklerindendir.

      4- Filmde sürekli olarak Hz. Peygamber’i öldürmeye teşebbüs eden bazı Yahudiler gösteriliyor. Her ne kadar Yahudiler kendi içlerinden birisini peygamber olarak bekleseler de, İslam kaynaklarında Yahudilerin peygamberimizi doğduğu günden itibaren öldürmek istedikleri ve bunun için peşine düştüklerine dair rivayet yoktur. Bu sahneler kaynaktan yoksun ve abartılı olmuştur.

      5-Filmde Hz. Ebu Bekire, Hz. Ömere, Hz. Osmana ve Hz. Aişe’ye yer verilmemiş. Hz. Peygamberin çocukluğunu konu edindiği için bu doğaldır. Ancak Peygamberlik dönemi ile ilgili Ebu Talibe ve az da olsa Hz. Hamzaya yer verilmektedir. Sembolik bir sahne ile de olsa, Sünni dünyanın hem gönlünü alma hem de objektif olma adına peygamberlik döneminde hep yanında olan Hz. Ebu Bekir, Ömer, Osman ve Aişeye de yer verilebilirdi.  

      Her halde yine yönetmen Şii ve İranlı olduğundan ya da Şii dünyanın eleştirisinden çekindiğinden yer verilmemiştir.

      6- Filmde İslamın erken dönemine ait kimi genel kabul görmüş bilgilerle uyuşmayan ve tarihi gerçekliği zorlayan kurgusal unsurlar dikkat çekmektedir. Mesela: Efendimizin Şam yolculuğunun dönüşünde deniz kenarındaki balık sahnesi bizim kaynaklarımızda mevcut değildir. Kaynaklarımızda olmayan bu sahneler çok abartılı ve doğaüstü olduğundan Hz. Peygamberi Hıristiyanların tanrılaştırdığı İsa konumuna yükseltme tehlikesine götürmektedir bu da yanlıştır.

     7- Halimenin efendimize sütanne olması filmde doğaüstü bir olayla anlatılır. Ancak bu durum Sünni kaynaklarda farklı anlatılmaktadır. Sütannesinden annesi Âmineye geri verilmesi bizim kaynaklarımızda ‘şakk-ı sadr olayından sonra iken filmde Yahudilerin Peygamberimizi öldürmek istediklerinden sonradır.

 

      8-Yesribte bugünkü ismi ile Medinede en çok yetiştirilen hurmaya salkım salkım ağaçtan indirilme sahnesi dışında yer verilmeyip elma yetiştirilmesi sahnelerine yer verilmesi gereksiz ayrıntı vurgusudur. Dahası filmde Peygamberimizin hasta yatan annesine elma vermesi, Hıristiyanlıktaki Adem ve Havvayı cennetten çıkaran elmayı çağrıştırmakta bu sahne ile sanki yönetmen Hıristiyanlığa sıcak göndermede bulunmak istemiştir.

      9- Film boyunca Yahudilerin olumsuzluk sahnelerine karşıt Hıristiyanların bazı sahnelerle sempatik gösterilmesi dikkatten kaçmamaktadır.

     10- Filmin müzikleri Doğu ve İslam müziğinden ziyade batı ve kilise müziğini andırmaktadır. İslam Peygamberinin çocukluğunun anlatıldığı bir filmde batı müziğinin ön plana çıkarılıp kilise ezgilerinin kullanılması bir başka kusurdur. 

       Bu sahneler eleştirilebilecek ya da dikkat çekilebilecek sahnelerdir. Ancak takdir edilecek güzel sahnelere de değinmek gerekir. Örneğin:

     11- Ebrehe ve ordusunun fillerle birlikte helakı sahneye mükemmel yansıtılmış.

     12- Fonda çoğu zaman "La ilahe illallah Muhammedün Resulullah" kelime-i tevhidi söyleniyor ve ihmal edilmiyor. Bu da sünnetsiz İslam diyenlere güzel bir gönderme olmaktadır.

     13- Filmde efendimizin annesi Âmine ile süt annesi Halime arasında yetimliği ve öksüzlüğü paylaşan tema güçlü şekilde işlenmiş. Aynı şekilde hasret duyan iki anne İslam Peygamberinin çocukluğunu sevdirmede çok çarpıcı olmuş.

     14- Peygamberimizin, kız çocuğunu öldürmek isteyen baba ile olan diyalogu, cariyenin ücretini üstlenmesi ve keçilerle olan sahneleri çok etkileyiciydi. Bu sahneler efendimizi bir beşer ve peygamber olarak daha doğru, güzel ve etkileyici olarak tasvir etmiştir.

       Özetle ifade edecek olursak Film, Hz. Peygamberin çocukluğunu tarihsel gerçeklikle yansıtma iddiası taşısa da kimi bölüm ve sahnelerde bundan uzaklaşılmıştır. Dahası peygamberimizin hayatını konu edinen bu tarz sanatsal, edebi ürünlerin ancak kişilerin tasavvuru ile sınırlı kaldığı bir kez daha görülmüştür. Ancak filmin tamamen Şii propagandası ve hurafelerle dolu olduğu keskin yaklaşımı da doğru değildir. Kıyaslamak ne kadar doğru olur bilmiyorum ama 40 yıl önce çekilmiş ÇAĞRI filmini de geçememiştir.  Ancak yine de izlenilmesi tavsiye edilir.

        Belki şöyle denilebilir bu film sanki İranlı bir yönetmenin İran Devleti’nin katkılarıyla, Müslümanlardan çok Batıdaki islamofobi’ye cevap olarak perdeye yansıttığı bir yapıttır.    

         Bir cümle de Sünni dünyaya ve sinemacılarına, çağımızın en etkin dili olan sinemada bu dinin öğreticisi Hz. Peygamberle ilgili 1976da çevrilen ve Müslüman olmayan Anthony Quinn oynadığı ÇAĞRI filmidışında bir film olmayışı büyük bir talihsizlik ve eksikliktir. Aynı şekilde Hz. Yusuf, Hz. Meryem gibi filmler yine yabancılar ya da Şii İran tarafından çekilmiştir. Bu alanda Sünni dünyanın ciddi bir yapıtı ya da eseri yoktur. Dolayısıyla yapılanı eleştirme hakkımız var ama eleştireceğimize daha iyisini, daha güzelini ve daha sahih kaynaklısını yapalım.

        Efendimizin şefaatine nail olma duası ve temennisi ile…

Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Mustafa İnce
 
Eleştirmek yerine bir şeyler yapalım diye güzel bir laf eden yazarın bir dizi eleştiriler sıralaması tuhaf. Hele bu eleştirilerin tamamen haksız olması ayrı bir tuhaf. Örneğin: "Film boyunca Yahudilerin olumsuzluk sahnelerine karşıt Hıristiyanların bazı sahnelerle sempatik gösterilmesi dikkatten kaçmamaktadır." demiş yazar. İyi de Kur'an-ı Kerim de bunun aynısını söylüyor. Maide Suresi, 82. ayeti okuyan ve dinler tarihini bilen kimse bu filmi haksız yere eleştirmezdi. Her neyse.
YAZARA AİT DİĞER YAZILAR



İHBAR
YAZAR GİRİŞ
Son Yorumlar
Kenan Ergün
KURBANLARIMIZI DEVLETİMİZE BAĞIŞLAYALIM. AMERİKAYA MİLYONLARCA TOKAT ATALIM.
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Diniajans.net | http://diniajans.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2017 - 2018
Diniajans Haber Sitemiz hiç bir Resmi Kuruluşun Yayın Organı değildir.Tamamen Özerktir. Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.