www.camises.com.tr

Diniajans.net

Video Galeri
Foto Galeri
Web Mobil
HASAN REKLAM-2
Bu haber 5806 kez okundu. | Kategori : DİYANET
Haberin Tarihi :   06 Eylül 2017 - 09:36

Talip Atalay ile KIBRIS'ın maneviyatı yükseliyor

Büyüt
Küçült
Talip Atalay ile KIBRISın maneviyatı
KKTC’den yüzlerce kişi, Güney Kıbrıs’ta, Larnaka’da Tuz Gölü kenarında bulunan Hala Sultan Tekkesi’nde bayram namazı kıldı. Bayram namazına Kıbrıs Türk ve Kıbrıslı Rum liderin vardığı mutabakat altında KKTC’den yaklaşık bin kişi özel bir organizasyonla katıldı.

İlkler devam ediyor

KKTC’den yüzlerce kişi, Güney Kıbrıs’ta, Larnaka’da Tuz Gölü kenarında bulunan Hala Sultan Tekkesi’nde bayram namazı kıldı. Bayram namazına ATALAY'IN büyük uğraş vermesiyle Kıbrıs Türk ve Kıbrıslı Rum liderin vardığı mutabakat altında KKTC’den yaklaşık bin kişi özel bir organizasyonla katıldı. 

Bayram namazını, Din İşleri Başkanı Talip Atalay kıldırdı. Ziyaretçiler, Hala Sultan Tekkesi’ne 21 otobüsle, polis eskortu eşliğinde geldi. Talip Atalay, bayram namazına gelenlerle de bayramlaştı.

Atalay: Muhteşem bir olay

Din İşleri Başkanı Talip Atalay, KKTC’de farklı milletlerin Hala Sultan Tekkesi’nde ibadet edebilmesinin önemli bir gelişme olduğunu belirtti ve kalıcı olması temennisini dile getirdi. 

Hz. Muhammed’in akrabası olan ve İslam Ordusu’nun Kıbrıs’a akınları sırasında şehit düşen Ümmü Hiram’ın anısına inşa edilen Hala Sultan Tekkesi’nde kılınan namazın ardından basına konuşan Din İşleri Başkanı Talip Atalay, KKTC’deki Kıbrıslı Türklerin yanı sıra, ülkede yaşayan diğer milletlerden insanların da Hala Sultan Tekkesi’nde namaz kılınmasına olanak sağlanmasını “muhteşem” olarak niteledi.

1000 civarında vatandaş

Hala Sultan Tekke’sinde ibadete bugün 21 otobüsle yaklaşık bin kişi geldiğini ifade eden Atalay, 1998-1999 yıllarında da ziyaret gerçekleştirildiğini ancak Tekke tadilatta olduğundan ibadet yapılmadığını söyledi. 

21 Otobüsle KKTC’den Güney’e geçirilen aralarında Türkiye Cumhuriyeti, Türkmenistan ve Pakistan vatandaşlarının da bulunduğu kafile, giriş çıkışların polis tarafından kontrol edildiği Hala Sultan Tekkesi’ne polis nezaretinde götürüldü.

Tekke’deki Bayram Namazı, Din İşleri Başkanlığı Güney Kıbrıs Temsilcisi Şakir Alemdar tarafından verilen vaazın ardından Din İşleri Başkanı Talip Atalay tarafından kıldırıldı. Daha sonra Hala Sultan’ın türbesi ve türbenin üzerinde, iddialara göre yüzyıllar önce asılı olarak duran kayanın bulunduğu oda ziyaret edildi, sureler okundu.

İsveç Büyükelçiliği temsilcisi

İsveç Büyükelçiliği bünyesinde yürütülen Kıbrıs Çözüm Sürecinde Dini İnisiyatif’in Koordinatörü Salpy Eskidjian “Dini liderler arasındaki diyalogda ana hedef dini özgürlük ve ibadet etme hakkıdır. Bu hakka saygı gösterilmesi açısından bugün eşsiz bir imkandır” dedi.
Etkinliğin iki toplum arasında güven arttırma yönünde iyi bir adım olduğunu kaydeden Eskidjian, Bayramların affetme bağışlama zamanı olduğunu kaydetti ve Gazze’de kan dökülmesinin durmasını temennisinde bulundu.

-------------------------------------------------------------------------------------

Hala Sultan KİM?

Ümmü Haram binti Milhan radıyallahu anhâ Rasûllullah sallallahu aleyhi vesellem efendimizin süt halası… İlk deniz seferine katılan, şehidlik özlemiyle yanan bir hanım sahâbî…
Kıbrıs’ın manevî bekçisi…

Hala Sultan adıyla meşhur, şecaat sâhibi kahraman bir İslâm kadını…

O, Bi’setten önce Medine’de doğdu. Hazrec kabîlesinin Benî Neccar koluna mensuptur. Babası; Milhan İbni Hâlid, annesi Müleyke binti Mâlik’tir. Asıl adı bilinememektedir. Ümmü Haram künyesiyle meşhur olmuştur. Enes İbni Mâlik (r.a.)’ın teyzesidir. Haram İbni Milhan (r.a.)’ın da kızkardeşi olur.

O, Medine’nin ilk müslüman hanımlarından idi. İslâmdan önce Amr İbni Kays ile evlendi. Kays ve Abdullah adında iki oğlu oldu. İslâm güneşi Medine’ye yayılmaya başlayınca kocasının da müslüman olmasını istedi. Her vesileyle beyini İslâm’a davet etti. Fakat kocası bu davete icâbet etmedi. Müslüman olmayı kabul etmedi. Çaresiz kalan Ümmü Haram (r.anhâ) müşrik kocasından ayrılmak zorunda kaldı. Bir müşrikle hayatını devam ettirmek istemedi. İffetiyle, vakarıyla inancını daha diri yaşamayı arzu etti. Bir müddet sonra Ensar’ın ileri gelenlerinden meşhur sahâbî Ubâde İbni Sâmit (r.a.) ile evlendi.

İki Cihan Güneşi Efendimiz zaman zaman süt halası bulunan Ümmü Haram (r.anhâ)’nın evini ziyaret ederdi. Bazan öğle üstü kaylûlesini orada yaptığı olurdu. Bir gün Resûl-i Ekrem (s.a.) efendimiz bu evde biraz sohbet ettikten sonra uykuya daldı. Bir müddet sonra gülümseyerek uyandı. Efendimizin tebessüm ederek kalkışına hayret eden Ümmü Haram (r.anhâ): “Ya Rasûlallah! Anam-babam sana fedâ olsun. Niçin gülüyorsunuz?” diye sordu. Efendimiz de: “Ey Ümmü Haram! Ümmetimden bir kısmının gemilere binip kâfirlerle savaşmaya gittiğini gördüm.” buyurdu. İleride olacak deniz savaşlarına işaret etti.

Ümmü Haram (r.anhâ) şehâdet özlemiyle yanmaktaydı. Bu beşâreti duyunca heyecanlandı. O sefere katılacaklar arasında bulunmayı arzu etti ve: “Ya Resûlallah! Duâ etseniz de ben de onlardan biri olsam” diye ricada bulundu. İki Cihan Güneşi Efendimiz de onun istediğine: “Ya Rabbi! Bunu da onlardan eyle” diye duâ ederek karşılık verdi. Sonra yeniden istirahat etmek üzere sağ yanına doğru uzandı.

Fazla bir zaman geçmemişti ki, Efendimiz yine tebessüm ederek kalktı. Ümmü Haram (r.anhâ) yine gülümsemesinin sebebini sordu. Efendimiz: “Bu defa da ümmetimden bir kısmının padişahların tahtlarına kuruldukları gibi debdebeli bir halde gazâya gittiklerini gördüm.” dedi. Ümmü Haram (r.anhâ) tekrar dua etmesi ricasında bulundu. Kendisinin de onların arasında olmayı arzu ettiğini söyledi. Rasûlullah (s.a.) Efendimiz ona: “Sen öncekilerdensin” buyurdu. Onun deniz seferinde bulunacağını haber vermiş oldu.

Zaman çabuk geçmekteydi. İki Cihan Güneşi Efendimiz dünyadan ayrılmış, dâr-ı bekâya irtihal eylemişti. Ümmü Haram (r.anhâ)’nın kocası Ubâde İbni Sâmit (r.a.) Humus’da tebliğ vazifesinde bulunmak üzere görevlendirildi. Birlikte Humus’a gittiler. Uzun bir müddet orada İslâm’ın yayılması için gayret gösterdiler.
Hz. Osman (r.a.)’ın halifelik döneminde bir donanma hazırlandı. Bununla Kıbrıs adasını fethetmek üzere sefere çıkıldı. Bu müslümanların ilk deniz seferiydi. Ubâde İbni Sâmit (r.a.) ile hanımı Ümmü Haram (r.anhâ)’da bu sefere katılmışlardı. 86 yaşlarına girmiş olan Ümmü Haram (r.anhâ) bütün güçlüklere göğüs geriyor, sıkıntılara tahammül ediyordu. Gayet sakindi. Yolculuğun verdiği meşakkatlerden şikâyette bulunmuyordu. Onun gönlü İslâm’ı tebliğ heyecanıyla doluydu. Kıbrıs’taki insanlara İslâm’ı ulaştırma neşesi içerisinde yolculuğuna sabır ve metanetle devam ediyordu.

O, Rasûlullah (s.a.)’in verdiği müjdeyi hatırlayarak şehidlik özlemi içinde zinde hareket etmeye çalışıyordu. Onun tahakkuk edeceği vakti bekliyordu. Cenâb-ı Hak’ın şehitlere hazırladığı ikramları düşünüyor, ona kavuşmanın sevinciyle çektikleri sıkıntılara aldırış etmiyordu. Yaşlı haliyle onun bu neşesi, zindeliği diğer askerlere de örnek teşkil ediyordu. Onların sabırlarının artmasına vesile oluyordu.

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra donanma Kıbrıs’a ulaştı. Önce oradaki insanları müslüman olmaya davet ettiler. Kabul etmeyince cizye vermelerini teklif ettiler. Rumlar buna da yanaşmayınca şiddetli çarpışmalar başlamış oldu. Kısa zamanda Rum donanması mağlub edildi. İslâm ordusu bir çıkarma hareketiyle iç kısımlara daldı. Savaş karada devam etmeye başladı. Daha fazla direnemeyen, Rumlar cizye vermeyi kabul ederek barış teklifinde bulundu.

Ümmü Haram (r.anhâ) yaşlı olmasına rağmen yerinde duramıyordu. Özlemini çektiği şehitlik mertebesine kavuşmak için yaşının üstünde canlılık ve gayret gösteriyordu. Bir an önce neticeye ulaşmak istiyordu. Genç askerler onun bu haline şaşıyorlar ve ona bakarak kendileri daha bir gayrete geliyorlardı.

O, ihtiyar mücâhide hala askerlerle beraber Kıbrıs içlerine doğru dalıp gitti. Larnaka yakınlarına vardıklarında bindiği atın ayaklarının sürçmesinden dolayı düştü ve oracıkta ruhunu teslim etti. Böylece çok özlediği şehâdet mertebesine kavuşmuş oldu.

Kıbrıs, Hicretin 28. yılında fethedildi. Ümmü Haram (r.anhâ) da bu fethin bir sembolü oldu. Larnaka şehrinin Tuz gölü kıyısında bulunan kabrine 1570 m. Senede bir türbe yapıldı. “Hala Sultan” adıyla yüzyıllardır oradan feyiz ve bereket saçmaktadır.

Hala Sultan Türbesi, İstanbul’daki Eyüb Sultan Türbesi gibi Kıbrıs’taki İslâm varlığının en eski izlerini taşımaktadır. İki Cihan Güneşi Efendimize yakınlığı sebebiyle müslümanlar hep hürmet etmiştir. Ecdadımız, Kıbrıs hizasından geçen gemilere selâm verdirmiştir. Birinci dünya savaşına kadar buradan geçen Osmanlı gemilerince top atışı ile selâmlandığı rivayet edilir. Kıbrıs’lı Türkler için “Hala Sultan Kabri ve Türbesi” önemli ziyaretgâhlardan biri olmuştur. Cenâb-I Hak şefaatlerine nâil eylesin. Amin



Sayfayı Yazdır
Print Friendly / PDF
Sosyal Paylaşım
Google
Etiketler :
İsim Soyisim :
E-Mail :
UYARI : Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış, Türkçe karakter kullanılmayan ve tamamı büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır. Ayrıca suç teşkil edecek hakaret içerikli yorumlar hakkında muhatapları tarafından dava açılabilmektedir.
Uyarı
Güvenlik kodu :
Bu habere ilk yorumu siz yapın.
DİĞER HABERLER
İHBAR
YAZAR GİRİŞ
Son Yorumlar
veysi beşiri
okuduğum medrese
Deftere Yaz
Ziyaretçi Defteri
Düşünce ve Önerilerinizi bizimle paylaşın.
Foother
SOSYAL MEDYA
Facebook Twitter RSS Sitemap
"Diniajans.net | http://diniajans.net/"   Tum Hakları Saklıdır. © 2016 - 2017
Diniajans Haber Sitemiz hiç bir Resmi Kuruluşun Yayın Organı değildir.Tamamen Özerktir. Sitemizdeki yazı , resim ve haberlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz.